Ana Sayfa GENEL Haberleri

“Şaka değil, tam 168 dil biliyor” Gaziantep’li Enis Öğretmen, Guinnes Rekorlar kitabına aday

“Şaka değil, tam 168 dil biliyor” Gaziantep’li Enis Öğretmen, Guinnes Rekorlar kitabına aday
Eklenme tarihi: 2025-11-20 17:00:19 Güncellenme tarihi: 2025-11-20 17:00:19
Küçükken komşuları’nın hediye ettiği bir Almanca kitabıyla adeta hayatı değişen ve ilk yabancı dilini öğrenen Yabancı dil Öğretmeni Enis Tataroğlu, şu an dünyada eşine belki de hiç rastlanılmamış bir başarıya imza attı.

Gaziantep Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyat bölümü mezunu olan ve halen Atatürk Anadolu Lisesinde Yabancı Dil Öğretmeni olarak görev yapan Enis Tataroğlu tam 168 Dili rahatlıkla konuşabiliyor.

47 yaşındaki Tataroğlu, Hedefinin 270 dili tam anlamıyla konuşmak olduğunu belirterek 1 hafta da bir dili yazma, okuma ve konuşma anlamında öğrenebildiğini bu yeteneğiyle Guinnes Rekorlar kitabına da başvurduklarını söyledi.

Bu alanda bir kitap yazmayı da düşünen Tataroğlu, yabancı dil öğrenmek isteyenlere de konuşmasında önemli ipuçları veriyor. 168 dil bilen Enis Tataroğlu sorularımızı yanıtladı.

Öncelikle ne zaman ve nasıl başladınız bu işe, dil öğrenmeye?

1988 yılında başladım. Bizim bir komşumuz vardı Almancılardı. Yine içlerinden biriyle bayağı samimiydik.Onlar bize işte gelirdi, biz onlara giderdik. Tabii o zaman çocukça bir merakla işte Almanca'da ev ne demek, araba ne demek diye başladık. Tabii benim onlar Almancaya çok meraklı olduğumu anlamışlardı ama maalesef 1988 yılında yazın Türkiye'ye kesin dönüş yaparlarken bir kaza sonucu İsviçre'de iki kızlarını kaybetmişlerdi. Onların kitaplarını almıştım bende. Ondan sonra başladım öyle. Almanya'daki Türkler için, gurbetçilerin en iyi şekilde, masallarla Türkçe öğreneceği şekilde, açıklamalarıyla, kelime bilgisiyle, her türlü gramatik izahatıyla son derece güzel bir kitaptı. Rahmetli kızları da Almanca yı çok iyi bilirlerdi. İşte onlar öldükleri zamana kadar ben ufak tefek öğrendiğim şekilde kendileriyle de konuşurdum, zaman zaman çünkü Türkiye'ye geliyorlardı öyle bir başlangıç oldu.

İlk öğrendiğiniz dil Almanca mıydı?

Evet ilk yabancı dil Almancaydı. İşte ben 88'de 4. sınıftaydım Sonra İngilizceyi öğrenmeye başladım. Çevremizdeki işte büyüklerimizin New Horizons diye bir kitap vardı o zaman. New Horizons'dan çalışarak işte sonra Limassol'lu Naci, Proficiency'nin meşhur İngilizce kitapları vardı o zaman. Tabii sonra tercümeler yapmaya başladım. İşte hikaye, roman okumaya başlayıp hemen İngilizceyi de geliştirdim akabinde. Sonra Fransızca'ya başlamıştım. Fransızca'da da o zaman Pars Tuğlacı'nın bir sözlüğü, küçük bir sözlüğü vardı o zaman. Fono'nun vardı. Fono da zaten çok iyiydi o zaman. Birçok dilde o dönemin koşullarına göre çok güzel yayınları vardı. Gramer kitapları, sözlükler, hikaye kitapları. Öyle öyle imkanımız nispetinde çalışarak tabii işte kendimiz bazı tercümeler,dersler vererek biraz maddi imkanlarımız da gelişmişti. Onun sayesinde özellikle İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Hollandaca ile işte bir başlangıç yapmış oldum.

Üniversiteyi ne zaman bitirdiniz ve şu an kaç yıllık Öğretmensiniz?

2002 yılı Gaziantep Üniversitesi İngiliz dili ve edebiyatı bölümü mezunuyum. Milli Eğitimde Öğretmen olarak 24 yılı tamamladım.

Çok Farklı bir yeteneğiniz var, Öğrencilerinizin size bakış açısı nasıl?

Tabiki bu yeteneğimi duyduklarında çok şaşırıyorlar. Ben de yıllarca edindiğim tecrübelerimi onlara aktarırken çok mutlu oluyorum ve onlara en kolay şekilde yabancı dili öğretmeye çalışıyorum. Öncelikle müzik bakımından izah edeyim. Öğrencilerin o çok dikkatini çeker. Tabii İngilizce'de İngiliz Edebiyatı ile birlikte İngilizceyi hızla öğretecek bir dinamizm yaratmış olmamız da birçok öğrencinin İngilizceye bakışını geliştirdi. Tabii ben bunun yanı sıra NLP ile de ilgilendiğim için çocuklara NLP noktasında da farklı yaklaşımlarla katkıda bulunduğum için elimden geldiğince dil öğrenmedeki ön yargılarını yıkarak, hafızayı tanıyarak, beyni tanıyarak kolaylaştırdım. Öğrenciler için daha sağlıklı bir yaşam, daha sağlıklı bir zihinsel güç nasıl olur bunu edinecek perspektif sağlamak suretiyle kendilerinin dil öğrenme konusundaki azimlerini de arttırarak bu alanda ciddi bir başarı sağladık. Sıradaki öğrenciler biraz şanslı bu konuda. Onlara çok farklı yaklaşıyoruz. Daha kolaylaştırarak, yani öncelikle bir aile gibiyiz. Öncelikle Lozenov'un Suggestopedia metodunda belirttiği gibi onların rahat bir ortam içinde olmalarını sağladım. İşte elimden geldiğince işte korku değil de sevgiyle bir ortam yaratarak işte özgür bir ortam içinde öğrenmelerini sağlamaya çalışıyorum.

Şu anda Atatürk Anadolu Lisesi'nde görev yapıyorsunuz galiba?

Evet şu anda Atatürk Lisesinde görev yapıyorum.168 dil biliyorum. Şimdiden 98 dil daha öğreniyorum. Yani bu 260-270 dil 6 ay içinde olacak. Tabi Allah izin verirse yani dünyada 7000 dil olduğu söyleniyor. Lehçeler olsun, ölü diller olsun. İşte şöyle bir durum var bir de zamanında bir dil daha evvel farklı bir isimle konuşulmuş oluyor. Çok benzer bir şekilde yeniden tarih sahnesinde çıkabiliyor. Öyle diller var. Ondan sonra Afrika'da falan bunu çok görüyoruz.

Peki bir dili öğrenmek sizin için ne kadar bir süre alıyor?

Bir dili öğrenmek benim için bir hafta sürüyor. Bir haftada bir dil öğrenebiliyorum. O da en az 1500 kelime ile rahatça konuşabiliyorum. Çok rahatlıkla iletişimde bir insan gün içerisinde kullandığı kelimelere bakıldığında iletişimi sağlayabiliyorum böylece ayrıca ne kadar yeni diller öğreniyorsak da bu dili öğrendim bitti diye düşünmüyorum o dili de zaman zaman revizyondan geçirerek, sürekli yeni kelimeler öğrenerek, tercüme yaparak, konuşarak güncelliyorum.

En son öğrendiğiniz dil?

En son işte Afrika dilleri üzerinde çalışıyorum özellikle. İşte Nibedele diye bir dil öğrendim. İşte ondan sonra Zulu dili öğreniyorum. Usage diye Kızıldere'lilerin bir dilini öğrendim.

Peki İnsanlarla konuştuğunuzda nasıl bakıyorlar bu duruma?

İstanbul'a sanat tarihi çalışmalarım için gittiğimde farklı dilleri konuşma şansım oluyor. Gaziantep’te de oluyor ama İstanbul çok daha farklı biliyorsunuz. İstanbul'da her milletten insan olduğu için özellikle butik oteller üzerine çalışıyoruz biz. Dolayısıyla o butik otellerde de çok değişik aydınlar İşte araştırmacılar, bilim adamları falan olduğu için o diller üzerine araştırma yapan, onlarla konuşuyorum. Ondan sonra böyle elimden geldiğince geliştiriyorum. Tabii kendimi geliştirme imkanım ne kadar olsa da kısıtlı sonuçta burada. Mesela Antep’te konuşmaya başladığınızda bile haklı olarak insanlar size şüpheyle bakabiliyor. Nasıl yani bu kadar dil biliyor diye? İnanmıyorlar önce tabi sonra konuşunca farklı oluyor. Kendinizi ifade etmekte yani konuşma anlamında, diyalog kurma anlamında sorun yaşayabiliyorsunuz. İşte bazı önyargılar olabiliyor.

Dünyada en fazla dil bilen kişi kaç dil biliyor?

35 dil ama bazı yerlerde 50 olarak da söylenir, Bir iddiam asla olamaz ama168 dil bilen şu an dünya da yok diye biliyorum. Guinnes'e de başvurduk. Geçen yıl 9. sınıflarda bir öğrencim bu konuyla yakından ilgilendi. Kaydımı da yaptı sağ olsun. Yalnız şu an da Türkiye’de Guinnes’in bir temsilcisi yok. Orhan Kural vardı oda hayatını kaybedince yeni bir temsilci olmaması bakımından Guinnes’e ulaşma sorunumuz var diye düşünüyorum.

Gençlere tavsiyeniz ne mesela?

Gençlere özellikle tavsiyem asla öğrenemem diye ön yargılı olmasınlar. Yani dil öğrenme konusunda. Ondan sonra dil öğrenmeyi kelime ezberleme diye düşünmesinler, uygulama, düşünme ve tercüme etme diye düşünsünler. O zaman başarılı olacaklarına yüzde yüz eminim ve hele ki gençler daha güçlü bir zihinsel yapıyla bu konunun üstesinden çok daha rahat geleceklerdir. Hatta ben işte çok zor sağlık koşulları içinde başarılı olan insanlar tanıyorum. Mesela işte Hüseyin Cahit Yalçın’ın, eski gazetecilerden Hüseyin Cahit Yalçın İtalyanca'yı öğrenerek Dinler Tarihi diye bir kitabı çevirmesi,olsun işte Tevfik Fikret'in gene Fransızcayı biraz zor şartlar altında öğrenip Yine işte Galatasaray Lisesi Müdürü olacak kadar ileri düzeye götürmesi, hatta Türkiye'de Parnassian ekolün temsilcisi olacak kadar Fransız Edebiyatı'na hakim duruma gelmesi, o dönem işte Paul Verlaine, Theophile Gautier, ondan sonra Baudelaire gibi birçok ünlü Fransız şair ve yazarını Fransızca öz orijinalinde okuyacak kadar ileri gitmesi, Bizlere çok güzel örnekler teşkil ediyor, sayısız örnekler var. Ve tabii Tevfik Fikret 48 yaşında 1915 yılında hayatını kaybettiğinde de Fransızca eğitim veren bir lise olarak Galatasaray Lisesi'nde hakikaten Fransızca'nın en önemli duayeniydi ve Cenap Şahabettin, Yahya Kemal ile birlikte üçü de Operasyon Ekol konusunda Türkiye'de temsilcileri olacak kadar da çok güzel bir Fransız edebiyatı ve Fransızca bilgisine sahiplerdi. Yani o koşullarda düşünün 100 yıl önce.

Size göre en ilginç dil hangisi yada en zor dil hangisi mesela?

Çince deniyor, aslında ben zor demem de 40 bin karakter olup ve çevremizde, düşüncemizde yer alan bütün kelimelerin böyle karakterlerle, değişik değişik karakterlerle ifade edilmesi ve belli bir harf sisteminin olmaması dolayısıyla da Çince diye düşünülür ama Çince'de öğreniliyor yani. Zor değil

Yaşadığımız depremde Japonlara tercümanlık yaptınız?

Kahramanmaraş'a gelen Japon, Yunan, İsrail,Ermenistan'dan birçok kurtarma ekibine tercümanlık yaptım hatta birçok Tv kanalına bu konuda yardımcı oldum gelen ekiplere.

Peki özellikle söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Son söylemek istediğim şey ben öncelikle bu yeteneğimle Türkiye'deki bütün kurumlara ayrım yapmadan, işte bütün Türkiye'deki vatansever kurumlara, Türkiye'mizin milli birliği, milli kalkınmamız için mücadele eden bütün kurumlara elimden geleni yapmak istediğimi belirtmek istiyorum. Bu konuda gönüllü şekilde her türlü çabayı sergileyeceğimi söylemek isterim. Bir de tabii en başta liseler özel olsun, farketmez liselerimiz olmak üzere bütün okullarda da bu konuda gençlerimizi aydınlatacak çalışmalar yapmaya da adayım. Yani bunun asla bir beklenti içinde olmadan elimden geldiğince, yani çünkü Türkiye maalesef bu konuda geri, işte şöyle klasik bir söylenti var işte çocuklar İlkokuldan liseye kadar İngilizceyi görüyorlar hatta üniversitede bile görüyorlar ama konuşamıyorlar. Ben bunun kısa zamanda aşılacağına inanıyorum yani.

Kaç yaşında yabancı dil öğrenmeye başlaması lazım bir çocuğun sizce?

8-9 ideal yaş evet. Okuma yazmayı Türkçe'de öğrendikleri gibi, öğrendikleri zaman yani derhal başlayabilirler.

Bir dili ne kadar zamanda öğrenebiliyorsunuz?

Ben kendim bir haftada öğreniyorum.1500’e yakın Kelime ile. Gramer ve bağlaçlar ile Tercüme yapacak kadar.

Okulda diğer Öğretmelerin size bakış açısı nasıl?

Tabii öncelikle şu anki Müdürüm Halil Gültekin beyefendiye özel teşekkürlerimi belirtiyorum. Geçen yıl çalıştığım Şahinbey Sosyal Bilimler Lisesi Müdürümüz Cengiz Ceylan ‘a ve şimdi Paul Verlaine, Theophile Gautier de NLP olarak katkı sağlamaya çalıştığım Özel İdare Anadolu Lisesi Müdürü Hacı Yıldız’a özel teşekkürlerimi arz etmek istiyorum. Çünkü her bakımdan kolaylık sağladılar. Ben okulda öğrencilere ulaşmam yönünde her zaman teveccühlerini esirgemediler, teveccühleriyle yanımda oldular. Yani idare olarak her zaman yanımda oldular gerçekten. Her zaman beni çok güzel tanıttılar, yanımda oldular. Yani sonsuz teşekkür ediyorum. Yani beni bugünlere getiren idarelerimiz tabi. 

 

 

 

 

 

Videolar

Gaziantep 724 Haber Copyright © 2019 Gaziantep 724 Haber